Nurol Sanat Galerisi
Ana Sayfa
Kurumsal
Sergiler
Konsinye
Haberler
Yayınlar
E-Dergi
İletişim
Tuğba Renkçi Taştan'Mutlak İtaatsizlik 2' PDF Yazdır e-Posta

Tuğba RENKÇİ TAŞTAN MUTLAK İTAATSİZLİK – 2’

 

Tuğba Renkçi Taştan, Nurol Sanat Galerisi’ndeki üçüncü kişisel sergisinde, yok olan insanlık karşısında günümüz ve gelecek açısından duyulan kaygıların yansımasını, hissettiklerinden yola çıkarak kendine özgü anlatımıyla ele alır. Önceki dönem çalışmalarından farklı bir üslup anlayışıyla ortaya koyduğu bu yeni serisi, tuval üzerine akrilik ve karışık teknikte yapılmış resimlerden oluşur.

Üretimlerini, içinde bulunduğu toplumun içe dönük meselelerinden notlar şeklinde adlandıran Tuğba Renkçi Taştan’ın yapıtlarında “kalp” temel unsur olarak karşımıza çıkar.

Bunu neden yapıyorum?/“Mutlak İtaatsizlik” serisi, insan yaşamını fiziksel, ruhsal ve zihinsel anlamda doğrudan etkileyen insan bedeninin “önemli ve merkezi” bir organı olan“kalp”, serinin ilk çıkış noktasıdır.“Kalp” Arapça köküne dayanan bir kelime olmakla birlikte “çevirmek”ten “evrilen-çevrilen” anlamına gelir. İnsanoğlunun ruhu her zaman aynı olmasına rağmen ruhun aksine, “kalp” her şeye çok çabuk kayabilen bir yapıya sahiptir. Göz, kulak, ağız, el, ayak ve zihin her ne ile meşgulse kalp de ona kayar. Dolayısıyla kalp hangi hale bürünürse dışa da onu yansıtır…

Bir imge olarak kalbin seçilmesi ve yorumlanması, onun insan bedenindeki biyolojik ve madde anlamındaki statüsüyle ilgilenmek için değil, kültürel yozlaşmanın bir unsuru olarak kozmik alanda ahlaki ve toplumsal değer yargıların mutasyona uğraması ve insanlığın yitip giden olguları üzerinde durup, düşünmek gerektiğini vurgulamak içindir. Mesele kalbi betimlemek değil, onun özünü kavrayabilmektir. Evrensel anlamda yeryüzünde her insanın duyumsadığı gözle görülmeyen içsel sorunsalın ve ruhsallığın ifadesidir.

Felaketlerle dolu bir dünyanın içinde özellikle de son yıllarda daha da artan nefret söylemleri toplumumuz üzerinde hoşgörünün ve saygının azaldığı bir noktaya gelmiştir. Bu inanılmaz zayıflık, resim düzleminde imgelerle desteklenerek alıcı - verici arasındaki sağlıklı olmayan etkileşimin derinliklerine de iner. Bu çalışmalarda mühim olan, biçimlerin her bünyenin iç dünyasına farklı yansımasıdır; çünkü her yaşantı farklıdır...

Hayat bir yola benzetilir ve bu yolculuk da kalbin yolculuğudur. İnsanlığın “içe dönük bir özeleştiriden” geçen bir yaklaşımla kalbin manevi ve çok işlevselliğiyle ilgilidir. Ayrıca toplum olarak unutulmaya yüz tutan mevcut “vicdan” kavramının sorgulanması ve hatırlatılmasına vurgu yapılarak, insan yaşamında aklın idrakine varamayacağı ve keşfedemeyeceği şeylerin “kalp” ile anlaşılabileceğine işaret eder.

Yapıtı oluşturma sürecinde; sosyal ilişkiler, kültürel unsurlar, kalbin manevi yönünü konu alan kitaplar, filozoflar, şâirler, düşünce alanındaki önemli şahsiyetler, dergiler, geçmiş, gelecek, gündemi oluşturan durumlar, kişisel gözlemler, deneyimler, fikir ve düşünceler gibi günlük yaşamda karşımıza çıkan pek çok şey sanatçının kaynağını oluşturur. Sanatçı bu seride, çevresinde gördüğü veya etkilendiği herhangi bir şeyi sanatına yansıyan bir resme ve biçime dönüştürür. Bütün bunlar duygu yoğunluğunu ifade eder. Güncel ve sıradan olabilecek en basit durumları bile kalp ile ilişkilendirir.  Bunlar onun sanatını besler ve sanatına farklı bir şekilde yansır.

Bu çalışma serisiyle sanatçı göz ardı edilen içsel bazı duyuların reel dünyada pasif oluşunu eleştirel bir dille anlatarak, kalbin zihinsel ve ruhsal niteliğini tanımlar. İnsanlığa, iç karartıcı ve tetikleyici negatif duygulardan arınmaya ve bireysel anlamda bir özeleştiri çağrısında bulunarak, bu duygulara dur demeye davet eder.